Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nde Neredeyiz? -III

448 0

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı (UN SDSN) ve paydaşı Bertelsmann Stiftung’un “Küresel Sorumluluklar-Hedeflerin Uygulanması” başlığıyla hazırladığı değerlendirme raporu, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşma yolundaki eksikleri ortaya koyuyor.

YAZI: Gülin YÜCEL, Sustineo SDG, gulin@sustineosdg.com

Birleşmiş Milletler inisiyatifi olan Sürdürülebilir Kal­kınma Çözümleri Ağı (UN SDSN) ve paydaşı Bertelsmann Stiftung tarafından 2016’dan beri düzenli olarak 2030 Birleşmiş Mil­letler Sürdürülebilir Kalkınma He­defleri’ndeki (SKH) gelişmeyi takip eden raporların üçüncüsü, Temmuz ayında yayımlandı. “Küresel So­rumluluklar-Hedeflerin Uygulan­ması” başlığı ile yayımlanan rapor, geçen zamana göre ülkelerin uygu­lamadaki yetersizliklerinin “2030 Gündemi”ni riske attığını ortaya koyuyor. Endeks çalışmasına göre, hiçbir ülke 2018 itibarıyla hedefleri gerçekleştirme yolunda yeterli bir gelişme göstermedi.

Rapor ve Geçmiş Çalışmalar Hakkında

UN SDSN tarafından bu raporları ve endeksi oluşturmak ile hedef­lenen, küresel bir gündem olan sürdürülebilir kalkınma etra­fında resmi raporlama hari­cinde, ülkelere ve kamuya bilgilendirici, yol gösterici, bağlantıları ortaya koyan bir çalışma sunmak. 2016 sene­sinde ilk defa oluşturulan ve resmi olmayan endekste, ülkelerin SKH alt kırımları (endikatör) bazında yaptığı gönüllü raporlama verileri kullanılıyordu. “Katı bir notla­ma” ile değerlendirmenin yapılma­sındaki amaç ise, SKH gündeminin önemine dikkate çekmek.

2016 yılında, EKOIQ’da yayımlanan incelememizde, rapora dayalı ola­rak “Gelişmiş veya gelişmekte olan tüm ülkelerin ve bölgelerin gidecek çok yolları olduğunu; önümüzdeki dönemde SKH’lere yönelik uzun dönemli sağlam bir plan yapılma­sı, ülkelerin ve tüm kurumların birbirleriyle bu doğrultuda diyalog ve işbirliği yöntemleri geliştirmele­ri, finansman kaynaklarının doğru yapılandırılmaları gerektiğini” söy­lemiştik.

2017 senesinin raporunda ise, he­deflerin ne doğrultuda gerçekleşti­ğinin sadece ülke ölçeğinde değil, diğer ülkeler üzerindeki yayılma etkilerinin (spillover effect) de göz önüne alınarak değerlendirilmesi gerektiği söylenmiş; bu şekildeki incelemede zengin ve hedefe göre göreceli olarak daha yakın olan ülkelerin esasında daha düşük sevi­yede değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekilmişti. Yayılma etkisinin ise çevresel; ekonomik, finansal, yönetişimsel ve güvenlik etkileri al­tında incelenmesine yönelik bir en­deks ve değerlendirme önerilmişti.

Bu seneki rapor da, ilerleme yolun­da çok farklı bir yorumda bulun­mamakla birlikte, hedeflerin nasıl yapılır olduğuna yönelik olarak ülkelere daha gelişmiş bakış açıları ve yöntemler sunuyor.

Genel Olarak Sonuçlar

Genel olarak tüm ülkelerde SKH’lere yönelik bir ilerleme ol­masına rağmen, hiçbir ülke 2030 hedeflerini karşılayabilir durumda değil. Ülkeler arası farklılıklar söz konusu. Bu durum özellikle büyük ekonomileri temsil eden G20’ler seviyesinde endişe verici. SKH’ler etrafındaki siyasi liderlik, kurumsal mekaniz­maların ve koordinasyon birimlerinin varlığı, stratejik ve uygulama planlarının bulunması, ölçümleme ve hesap verebilirlik yöntemle­rinin olması, ülkeler arasın­da farklı uygulama seviyeleri yaratıyor.

En ağır ilerleme eksikliği ise çevresel hedeflerde. Endeksin en üstündeki Kuzey Avrupa ülkelerin­ de bile sorumlu tüketim ve iklim konusunda eksiklikler mevcut.

G20 ülkeleri açlık ve fakirlik he­deflerini neredeyse gerçekleştirmiş görünmelerine rağmen, Sorumlu Üretim ve Tüketim (SKH12), İklim Eylemi (SKH13) ve Sudaki Yaşam (SKH14) hedeflerinde en düşük pu­anlara sahipler. Sorumlu tüketimde bu ülkeler geçtiğimiz yıllarda her­hangi bir ilerleme kaydetmiş görün­müyorlar. Hem bu alanda hem de biyoçeşitliliği korumak ve geliştir­mekte çaba göstermeleri gerekiyor.

Fakir ülkeler ise, fakirliğin sona erdirilmesi, sağlık ve eğitim hizmet­lerine erişim alanlarında önemli iler­leme kaydetmiş durumdalar. Buna rağmen çevresel konuları yönetecek altyapı ve mekanizmaları eksik. Bu sebeple gelişmiş ülkelere göre pu­anları çok düşük seviyede.

Bazı ülkeler için ise veri açıkları söz konusu. Bu da SKH verilerine ya­tırım yapma konusunu bu sene de hatırlatmayı gerektiriyor.

Zenginlerdeki Gelişme Yetersiz

G20 seviyesindeki uygulamalara dikkat çeken rapor, Brezilya, Mek­sika ve İtalya’da öne çıkan strateji geliştirme ve konuya odaklı birim­leri yapılandırma ile Hindistan ve Almanya’da yatırım ihtiyaçlarının değerlendirilmesi çabalarına rağ­men bu zengin ülkelerde yeterli ilerleme olmadığını söylüyor. ABD ve Rusya en az ilerleyen ülkeler olurken, hiçbir ülkenin milli büt­çesinin SKH’leri içermediği ortaya konmuş durumda.

Ayrıca, 2017 raporunda değinildiği gibi G20 ülkeleri diğer ülkelerin hedeflerine ulaşabilmesini engelle­yen; özellikle çevresel, ekonomik ve güvenlik alanlarında oluşan negatif yayılma etkisini yaratmaya devam ediyorlar.

Endeks Görünümü

Birleşmiş Milletler üyesi 193 ülke­nin tamamı bu değerlendirmenin içerisinde olmalıyken, eldeki veri yapıları gereği sadece 156 ülke en­dekste sıralanmış. Öne çıkan ülke konumları ise şöyle:

  • En öndekiler, sürpriz olmayacak şekilde İsveç, Danimarka ve Finlan­diya.
  • İlk 10’da G20’den sadece Alman­ya ve Fransa yer alıyor.
  • Türkiye 79. sırada.
  • ABD 35., Çin 54., Rusya ise 63. sırada yer alıyor.
  • En son sıralarda ise Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Çad ve Orta Afrika Cumhuriyeti var.

Endekste bu sene geliştirilen yapı ve veri ihtiyacının farklı olmasından ötürü, ülke sonuçlarını geçen sene­ki değerlendirme ile karşılaştırmak mümkün değil. Bu seneki raporun öne çıkan noktası, ülkelerin hedefe göre ne kadar hızlı ilerlediklerini gözlemleyebilecek olmaları. Hedefe ulaşıp ulaşmayacakları tahmini ise, geçmiş veriye ve ilerlemeye bakıla­rak rapor yazarlarının yorumuna bağlı oluşturulmuş.

OECD Ülkelerinin Görünümü

OECD ülkelerinin genel görünü­münde hiçbir ülke hedefine ula­şabilir konumda değil. Özellikle Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim (SKH12), İklim Eylemi (SKH13), Sudaki Yaşam (SKH14), Karasal Yaşam (SKH15) ile Hedefler İçin Or­taklıklar (SKH17) hedeflerinin “kır­mızı-negatif” olduğu dikkat çekiyor.

Yayılma etkisi ve “kimse geride kalmasın” prensibi ile gözden geçi­rilmiş endeks yapısına göre Sağlıklı Bireyler (SKH 3), Nitelikli Eğitim (SKH4), Eşitsizliklerin Azaltılması (SKH10) veri yapılarında eksikler var. Ayrıca Açlığa Son (SKH2) hede­finde sürdürülebilir olmayan tarım koşulları ve artan obezite seviyeleri değerlendirmeleri aşağı çekiyor. Özetle, çevresel hedefler ile “kimse geride kalmasın” prensibine yönelik yapılanlarda OECD ülkelerinin zor­landıkları görülüyor.

Türkiye’nin Görünümü

2017 raporunu hatırlamak gere­kirse, Türkiye gündeminde kırmızı ile değerlendirilmiş alanlar; Açlığa Son (SKH2), Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (SKH5), İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme (SKH8), Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı (SKH9), Eşit­sizliklerin Azaltılması (SKH10), İk­lim Eylemi (SKH13), Sudaki Yaşam (SKH14), Karasal Yaşam (SKH15) idi.

Bu sene farklı kriterler girse de yine aynı hedefler üzerinde eksik (kırmı­zı) değerlendirme bulunuyor. Ayrı­ca Nitelikli Eğitim (SKH4) hedefi de kırmızı tabloya geçmiş durumda. Bununla birlikte;

  • SKH2, SKH5, SKH8, SKH14’e yönelik adımlar iyileşme yönüne geçmiş.
  • SKH13 ise kırmızı ve kötüleşen görünümde. Alt kriterlerinde “kişi başı enerji ile ilgili CO2 emisyonlarının artması” ve “ulaşım harici CO2 emisyonları (biyokütle hariç) artışı da söz konusu. Bununla birlikte iklim değişikliği etkilerinin takip edilmesi ve ithal enerji emisyonları da yeşile dönmüş alanlar.

Sağlıklı bir değerlendirme ve iler­leme planlaması için Türkiye’deki kamu uzmanlarının veri yapıları ile birlikte bu değerlendirmeyi incele­melerini öneriyoruz.

Raporun değerlendirmesinden öte, TC. Kalkınma Bakanlığı tarafından yürütülen “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Kapsamında Türkiye’nin Mevcut Durumu Analizi Projesi” kapsamında oluşan veya oluştu­rulmakta olan çalışmada planlan­dığı şekilde SKH’ler konusunda temel eğilimlerin tespiti ve politika önerilerinin yapılmakta olduğunu biliyoruz. 2017 yılı başından beri üzerinde çalışılan bu raporun önü­müzdeki dönemde tamamlanması ve paylaşılması ile Türkiye’nin durumu, gündem ve öncelikleri kapsamında daha detaylı bir bilgi edineceğiz.

Sonuç ve Öneriler

SKH’lerin uygulanması, kurgusu gereği “kimsenin geride kalma­ması” prensibine dayanıyor. Buna bağlı olarak, gelişmiş büyük eko­nomilerin hedeflere ulaşmada ne kadar kapsayıcı hareket edecekleri, yayılma etkisini ne kadar dikkate alacakları çok kritik. Hem kendileri hem de geriden gelen ülkelere rol modellikleri 2030 hedeflerini yaka­lamayı sağlayacaktır.

Görünen o ki hedefler için 12 yıl kalmış olmasına rağmen her ülke­nin hâlâ bu yolda problemleri var. Burada önemli olan SKH’lerin tüm dünyada beraber çalışılarak gerçek­leşecek olması. Bununla birlikte SKH’lerin ülke yö­netim şekillerinin içerisine girmesi; kısa ve uzun dönemli politikaların parçası olması; gelir eşitsizliği, eko­nomik büyüme ve kaynak kullanımı arasındaki lineer ilişkinin ortadan kaldırılması, fırsat eşitliği gibi konu­ların yönetim politikalarında bütün­sel olarak ele alınması sadece 2030 için değil, sürdürülebilir kalkınma yolunda kritik konular haline gel­miş durumda.

Ayrıca, kamu satın alma gücünün de dönüştürücü etkisinden fayda­lanılması gerekir. OECD ülkelerin­de kamu satın alma oranının %12, daha düşük gelirli ülkelerde ise bu oranın daha fazla olduğu göz önü­ne alınırsa, kullanılacak çerçeve ve direktifler (AB Direktifi, Sürdü­rülebilir Kamu Satın Alımına iliş­kin10 Yıllık Çerçeve Programı vb.) ile kamu satın alması, hedeflere yönelik olarak hızlıca devreye alı­nabilir. Bu özellikle Sorumlu Tü­ketim ve Üretim hedefinin iyileştir­mesini, küçük işlerin dönüşümünü ve teknoloji katkısının gelişmesini sağlayacaktır. Ötesinde, ülke yöne­tim modellerinin içerisine girecek bu çerçeveler sayesinde ölçümle­me ve raporlamalar da kolaylaşa­caktır.

Genel olarak ise, SKH Gündemi’nin gerçekleşmesi için her düzeyde iyi bir planlama, işbirliği ve birbirin­den öğrenme, doğru ölçümleme ve değerlendirme olması gerekir. Tüm paydaşlar (ülke devletleri, bölgesel birliktelikler, özel sektör, sivil top­lum, akademi vs.) birlikte hareket edebilmelidir.

Bunu desteklemek amacıyla, UN SDSN’in geliştirdiği yaklaşım değer­lidir ve raporun bu gözle Türkiye ve diğer devletler tarafından incelen­mesini önemlidir.

Geçen sene de dediğimiz gibi: Kim­se geride kalmamalı, herkes birlikte çalışmalı…

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş