Fotoğraf: Cardmapr by Unsplash

Kara Cuma, piyasanın hareketlendiği ve kazançlı bir tarih. Ancak ortaya çıkardığı ‘kitlesel tüketim’ çevre için tehlikeli.

Yazı: Nefise Kahraman

Kara Cuma, tüm dünyada kasım ayının son perşembe günü kutlanan Şükran Günü’nden sonraki günün resmi olmayan adı ve arkasında oldukça komik bir hikaye yatıyor. 1950’lerde insanlar Şükran Günü’nde aileleriyle ve sevdikleriyle bir araya gelip bütün bir gece yemek yedikten sonra dinlenmek ve aynı zamanda Noel alışverişine erken başlamak için hasta olduklarını bahane ederek işe gitmiyorlardı. Kara Cuma, aslında perşembe günü tatilini dört günlük uzun bir hafta sonuna dönüştürmek için alınan izinlerle ortaya çıkmış bir gün.

Mağazalar da perşembe ertesi satışlardaki bu artışı fark ederek farklı türde indirim ve cazip kampanyaları teşvik etmeye ve cirolarını arttırmaya başladı. Dükkanların o gün henüz hava aydınlanmadan erken saatlerde açılması ve yine hava kararmadan kapanmaması, alışveriş caddelerinde yaşanan yoğun araç ve insan trafiğinin neden olduğu günlük hayatı etkileyen tüm o curcuna günün “Kara Cuma (Black Friday)” olarak anılmasına sebep oldu. Gün 1932’den bu yana Noel alışveriş sezonunun başlangıcı olarak kabul ediliyor ve mağazalar beklenmedik derecede indirimli satış yapıyorlar. Bu tabirin ilk kez Philadelphia kentinde kullanıldığı tahmin ediliyor.

Bugünse hala dünyada yılın en yoğun alışveriş yapılan günlerinden biri. Dünyaca ünlü markaların indirimlerini kapsayan Kara Cuma, ülkemizde de bu yıl 26 Kasım’da “Efsane Cuma, Süper Cuma, Bereketli Cuma” adları altında gerçekleşiyor ve reklam kampanyaları yorucu denilebilecek seviyede yoğun ve gürültülü olarak devam ediyor.

Kara Cuma’nın Karanlık Tarafları

Kara Cuma şüphesiz birçok işletme için oldukça değerli bir gün. Ancak ekolojik açıdan, taşıdığı kitlesel tüketim özellikleri nedeniyle karanlık bulunuyor ve kampanya ve tanıtım çılgınlığı sebebiyle insanları “dürtüsel satın almaya” yönlendiriyor. Bu da çoğu zaman tüketicinin gerçekten ihtiyaç duymadığı şeyleri satın almasıyla sonuçlanıyor. Kontrolsüz alışveriş ve bilinçsiz tüketim, toplu atık ve gereksiz CO2 emisyonlarına ortam sağlıyor. Kısacası gezegenimiz açısından bu kitlesel alışveriş çılgınlığının sonuçları pek de iç açıcı değil ve satışların yarattığı emisyonlar da oldukça yüksek.

2020’de yılın en yoğun alışveriş günlerinden biri olan Kara Cuma’da online alışveriş yapanlar bir önceki yıla göre %22 artarak rekor bir seviyeye ulaşmıştı. Değişen alışveriş alışkanlıkları ve pandemi sebebiyle yaşanan kapanmalar geçtiğimiz yıl rekor seviyede online alışveriş yapılmasına ortam sağladı. 2021 yılında ise kapanmaların sona ermesinin ardından oranların ne olacağı merakla bekleniyor. Money.co.uk tarafından yapılan bir araştırma, alışveriş yapanların 2021’de 386.243 tondan fazla karbon emisyonu yayabileceğini öne sürüyor.

Kara veya Efsane Cuma’da firmalara çevrimiçi siparişleri ortak rotalarda birleştirmelerine zaman tanınmadığı için yoğun kargo teslimatının bir sorun olduğunu söyleyebiliriz üstelik online verilen siparişlerde teslimat ücretleri de maliyetlere yansıyor. İngiltere’deki tüketicilerin %85’i Kara Cuma fırsatları için alışveriş yapmayı planlarken, her 10 kişiden yalnızca biri teslimatlarının çevre üzerindeki etkisini hesaba kattığını belirtiyor.

Kara Cuma’ya Karşı Bir Hareket Olarak Yeşil Cuma

Yeşil Cuma (Green Friday) destekçileri, “çılgınca alışveriş yapmak” yerine insanları daha dikkatli ve sürdürülebilir alışveriş yapmaya teşvik ediyor. Bu, indirimlerin cazibesine kapılmadan önce bir şeyi isteyip istemediğinizi ve gerçekten ihtiyacınız olup olmadığını düşünmek için bir fırsat. Yeşil Cuma, eğer bir ürünü veya hediyeyi almanız kaçınılmazsa yapacağınız alışverişin çevreye etkilerini de hesaba katmanız gerektiğini savunuyor. Hareket, insanları daha dikkatli ve bilinçli alışveriş yapmaya ve ‘doğaya şükretmeye’ teşvik ederken, hepimizi yeniden düşünmeye çağırıyor.

Fotoğraf: Artem Beliaikin by Unsplash

Eğer neye ihtiyacınız olduğunu biliyorsanız ve sizin için doğru seçim olduğundan eminseniz, paranızı yerel ve bağımsız mağazalarda harcamak, küçük işletme sahipleri için gerçek bir fark yaratabilir. Tüketicilerin yapabileceği en iyi şey, ürünleri bir kerede satın almak, daha az mağazadan sipariş vermek ve yerel ürünleri yerel mağazalardan satın almayı tercih ederek karbon ayak izini büyük ölçüde azaltmak.

Yeşil Cuma hareketi, bir bakıma aynı gün içinde sorumlu ve bilinçli tüketimin çevre açısından Kara Cuma’ya etkili bir alternatif sunuyor. Anlamlı bir tepki olarak çevre korumaya yardımcı olmak amacıyla kar amacı gütmeyen, her alışveriş için sizin adınıza bağış yapan veya bir fidan diken onlarca marka var. Alışveriş yapmaktan çok daha fazlasını yapabilir ve paranızı sürdürülebilir ekonomi ve çevre gibi fark yaratan konular için harcayabilirsiniz. Konunun meraklıları için Yeşil Cuma indirimleri yapan şirketler var.

Elbette markaların, “yeşil yıkama” iddialarından kaçınmak için yalnızca bir dün değil de tüm yıl boyunca önemli ve özgün çevresel ve sosyal girişimlerle Yeşil Cuma felsefesini desteklemesi gerekiyor.

Fotoğraf: Tim Mossholder by Unsplash

Daha bilinçli bir tüketim mantığıyla yerelde üretilen ve sürdürülebilir ürünler satın alarak,

  • Tek kullanımlık değil uzun ömürlü ve dönüştürülebilir malzemelerden yapılmış ürünleri tercih edebilir
  • Yerel ekonomiye katkı sağlayabilir
  • Küçük esnafa ve çevresel farkındalık taşıyan markalara destek olabilir
  • Yerinde alışveriş yaparak nakliye ihtiyacını azaltabilir
  • Kargo maliyetlerini ve teslimat trafiğinin oluşturacağı emisyonları azaltabilir
  • Ambalaj israfını önleyebilir
  • Dolayısıyla da doğaya bırakılan zararlı atık miktarını önemli ölçüde azaltabilirsiniz.
Haberlerimizden zamanında haberdar olmak istiyor musunuz?

Kültürün Değiştirici Gücü

Önceki Haber

COP26 Sonuçları: Çok Katmanlı Eylem 1,5 Derece Hedefini Canlı Tutmak İçin Umut Işığı Oldu

Sonraki Haber

Diğer Haberler