- Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi
Biyoçeşitlilik

Aşırı Derecede Sömürdüğümüz Gezegenimizde Hayatta Kalabilmemiz için Değişmeliyiz

aşırı

Raporlar, insanların vahşi türleri ve habitatları aşırı derecede sömürdüğüne dair çarpıcı kanıtlar ortaya koyuyor. Geçmişte kurtarılma ihtimali olan birçok tür için artık çok geç. Hayati ekosistem hizmetleri yalnızca sağlıklı bir çevrede var olabiliyor ve bunun için de biyolojik çeşitlilik şart. Biyolojik çeşitliliğin kaybedilmesi bazı popülasyonların yok olması ve tüm ekolojik ağın dengesiz bir hale gelmesi anlamını taşıyor.

Haber: Patrick VALLANCE
Çeviri: S. Sena AKKOÇ

The Guardian’da yayımlanan, Patrick Vallance imzalı haberde, karbon emisyonlarının ve biyolojik çeşitlilik kaybının yol açtığı sorunlara çözüm aramanın ancak politik irade ve liderlikle mümkün olabileceğine değiniliyor. Ve sorunlara yönelik kararlı taahhütlerin verilmesinin de ayrıca önem taşıdığı belirtiliyor.

Birçok Tür Kurtulabilirdi

İnsanlar ve doğa arasındaki ilişki yoğun ve artan bir baskı altında. Biyolojik çeşitlilik ve Ekosistem Hizmetlerine İlişkin Hükümetlerarası Bilim-Politika Platformu Ipbes tarafından yayımlanan (IPCC İklim Değişikliği Raporlarına benzeyen) rapor, insanların vahşi türleri ve habitatları aşırı derecede sömürdüğüne dair çarpıcı kanıtlar ortaya koyuyor. Habitat tahribatından kötü tarım uygulamalarına ve kirliliğe kadar çok sayıda zararlı aktivite, ekosistemleri önemli ölçüde değiştirerek geçmişte kurtarılma ihtimali olan birçok türün kurtulmasının önünde engel oluşturdu. Doğanın Durumu 2019 raporuna göre yalnızca Büyük Britanya’da 8,431 türden 1,188’inin nesli tükenme tehlikesi altında! Küresel olarak ise biyolojik çeşitlilik, insanlık tarihinin başlangıcından bu yana hiç olmadığı kadar hızlı azalıyor ve bu da bir milyona yakın türü riske atıyor.

Türler ve Ekosistemler Daha Savunmasız Halde

Biyolojik çeşitlilik kaybını göz ardı edemeyiz. Biyolojik çeşitlilik, tüm canlı organizmalar içerisindeki ve farklı türler arasındaki genetik yapılardaki ve daha geniş ekosistemlerdeki çeşitliliği ifade ediyor. Milyarlarca insan gıda, temiz su, enerji, gelir, sağlık ve refah için vahşi türlere ihtiyaç duyuyor. Her yıl 480 milyar sterlin değerinde tarım ürünü, bazı vahşi hayvanlar tarafından tozlaştırılıyor. 4 milyar insan ise sağlık hizmetleri için bu bitkilerden elde edilen doğal ilaçlara gereksinim duyuyor. Hayati ekosistem hizmetleri yalnızca sağlıklı bir çevrede var olabiliyor ve bunun için de biyolojik çeşitlilik şart. Biyolojik çeşitliliğin kaybedilmesi, türleri ve ekosistemleri istilacı canlılara ve zararlılara karşı daha savunmasız hale getiriyor. Bu da bazı popülasyonların yok olması ve tüm ekolojik ağın dengesiz bir hale gelmesi anlamını taşıyor.

Aşırı sömürünün yanında insanlar, habitatları yok ederek, kirleterek veya bölerek de biyolojik çeşitlilik kaybına yol açıyor. Bazı ender türlere ev sahipliği yapan İngiltere’nin önemli turbalıklarının (Göl ve bataklıklarda yetişen bitkilerin çürüyerek kömürleşmesiyle oluşan turba yatağı) çoğu, tarımsal kullanım için kurutuldu. Amazon Yağmur Ormanları o kadar tahrip ediliyor ki geri dönüşü olmayan bir yıkıma doğru ilerliyoruz.

Mercan Resifleri Yok Oluyor

İklim krizi sorunu daha da kötüleştiriyor. Birçok tür, sıcaklık artışlarına uyum sağlayamıyor. Örneğin, denizlerin aşırı ısınması ve okyanusların asitlenmesi, dünyadaki mercan resiflerini yok ediyor. Great Barrier Resifi, bu yıl altıncı kitlesel ağarma olayına maruz kaldı (Mercan ağarması, okyanus suyundaki değişiklikler nedeniyle mercanlarda yaşayan simbiyotik mikroalglerin ölmesi nedeniyle mercanların kendilerine has renklerini kaybettiği bir süreç). Bu durum, resiflerin %90’ından fazlasını etkiledi. Biyolojik çeşitliliğin kaybedildiği durumlarda ekosistemler daha az karbon depoluyor ve iklim değişikliğini hızlandırıyor. Bir kısır döngüdeyiz: İklim değişikliği biyolojik çeşitlilik kaybına yol açıyor, biyoçeşitlilik kaybı iklim değişikliğini körüklüyor. Hükümetler karbon emisyonlarını azaltmak üzere planlar yapıyor ve biyolojik çeşitliliği korumaya çalışıyor. Buradaki mesaj çok basit: İki sorunu; iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybını birlikte çözmeliyiz.

Sürdürülebilir Çözümler

Peki, bu konuda neler yapılabilir? Bilim, sorunu tanımladığı gibi soruna çözüm de sunabilir. Hükümetler Ipbes raporu gibi güçlü kanıtları kullanarak etkili politikalar geliştirebilir. Bütünleşmiş ve işbirlikçi planlamalar, iklim değişikliği ve biyolojik çeşitliliği bir arada ele alan, insan yaşamını koruyan ve zenginleştiren sürdürülebilir çözümler sunabilir.

Güney Hindistan’da Mangrov Ormanları’nı korumak ve yenilemek için bilim insanları, yerli topluluklar ve yerel yönetimler bir arada çalışıyor. Ağaçların birbirine bağlanan büyük kök sistemleri, yükselen deniz seviyelerine karşı koruma sağlarken balıklar ve kabuklular için bir yaşam alanı sunuyor ve çevredeki suyu temizliyor. Ağaçlar aynı zamanda atmosferden karbon çekip depoluyor ve karbon bakımından zengin tortu birikintilerini destekliyor. Yaban hayatındaki artış, küçük ölçekli balıkçılığa ve turizme de fayda sağlıyor. Hindistan’daki gibi yenilikçi ve etkili doğa temelli girişimler, gezegendeki farklı peyzajlarda da uygulanabilir.

Günlük Çözümler

Gıda israfını azaltmak gibi çevremize fayda sağlamak için yapabileceğimiz günlük çözümler de var. Küresel olarak üretilen tüm gıdanın %30’u tüketilmeden çöpe atılıyor. Yani kaynakların önemli bir kısmı ve daha da önemlisi çöpe giden gıdayı yetiştirmek, işlemek, paketlemek ve taşımak için kullanılan arazi israf ediliyor ve biyolojik çeşitlilik korunamıyor.

Çözüm için siyasi irade ve liderlik gerekiyor. 15. Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi Konferansı (CBD Cop15), hükümetlerin gerçek bir değişimi taahhüt etmeleri için kritik fırsat sunuyor.

Bilimsel Kanıtlara Dayalı, Eyleme Geçirilebilir Planlar

CBD Cop15, biyolojik çeşitlilik için Paris Anlaşması’nın seragazı emisyonlarını azaltma amacıyla yaptığı türden bir dönüm noktası olabilir. CBD Cop15, önümüzdeki 10 yıllık uluslararası eylemin ve daha ilerisinin yönünü belirleyecek. Hükümetlerin 2030’a kadar biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmayı hatta tersine çevirmeyi kabul etmeleri gerekiyor. Bunun için ise bilimsel kanıtlara dayalı, eyleme geçirilebilir planlar geliştirilmesi gerekiyor. İklim hedeflerinde kullanılan karbon emisyonları gibi güvenilir ve basit bir metrik tanımlamak karşımızdaki önemli zorluklardan bir diğeri. Bunun için geçtiğimiz haziran ayında müzakereciler, 2020 Sonrası Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi’ni kabul etmek üzere Nairobi’de bir araya gelmişti. Müzakerelerde ilerleme kaydedilmesine karşın yeterli değildi.

Son 10 yılın hedefleri gerçekleştirilemedi ancak önümüzdeki 10 yılın hedefleri gerçekleştirilmek zorunda. Bunun için güvenilir teslimat planları gerekecek. Ayrıca ilerlememizi izleyip kendimize hesap vermek için de sağlam bir mekanizmaya ihtiyacımız var. CBD Cop15, çerçeveyi tamamlamak için bir fırsat. Ülkeler iddialı taahhütler vermek ve taahhütlerini desteklemek için masaya oturmaya hazır olmalı. Önümüzde gezegenimizi korumak üzere uzun süreli anlaşmalar sağlamamız için bir şans görünüyor.

Haberin aslına buradan ulaşabilirsiniz.

About Post Author