Kurumsal Risk Yönetimi Derneği (KRYD) tarafından düzenlenen 11. Global Riskler Zirvesi, “Çoklu Krizler Çağında Belirsizliği ve Fırsatları Yönetmek” temasıyla gerçekleştirildi. Küresel risk ortamını şekillendiren kritik konuların masaya yatırıldığı zirvede, bu risklerin ülkemizle iş dünyasına etkileri ele alındı. Zirvede ayrıca çoklu krizlerle artan belirsizlik ortamını yönetebilmek adına geç olmadan aksiyona geçmek için acil işbirliği çağrısı da yapıldı.
Türkiye’de risk yönetimi konusunda farklı sektörlerde faaliyet gösteren profesyonelleri aynı çatı altında toplayan Kurumsal Risk Yönetimi Derneği (KRYD) tarafından her yıl düzenlenen Global Riskler Zirvesi, bu yıl 11. kez düzenlendi. 18 Şubat’ta, Sabancı Center ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvenin teması, “Çoklu Krizler Çağında Belirsizliği ve Fırsatları Yönetmek” oldu.
Küresel risk ortamını şekillendiren kritik konuların masaya yatırıldığı zirvede, güncel küresel risklerin ülkemizle iş dünyasına etkileri bütüncül bir perspektifle ele alındı. Yanı sıra düzenlenen panellerde belirsizlikler karşısında ekonomik ve jeopolitik yaklaşımlar, afetler odağında iş dünyasında dayanıklılık stratejileri, kurumsal yönetimde risk ajandaları ve yenilikçi sigorta modelleri de paylaşıldı.
“Doğal Kaynakların Sürdürülebilirliği ile Denge Kurmalıyız”
Risk yönetiminin önemine vurgu yapan KRYD Yönetim Kurulu Başkanı Bora Akdoğanlar, “Global Riskler Zirvesi’nde temel mesajlarımızdan biri, afetlere hazırlık ve risk yönetiminin her zaman öncelikli konu olarak iş dünyasının gündeminde olması gerekliliği. Bu bağlamda iş dünyası, sivil toplum kuruluşları, kamu ve yerel yönetimler ile toplumun, işbirliği içinde hareket etmesinin önemine dikkat çekiyoruz” dedi.
Geçmiş tecrübelerden çıkarılacak derslerle bugünü doğru yorumlayarak geleceğe şimdiden hazırlanmamız gerektiğini belirten Akdoğanlar, şunları söyledi: “Yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve sosyal dönüşüm anlamında bir dönüşüm süreci içerisindeyiz. Bunun sonuçları küresel ölçekte doğal, politik, ekonomik ve sosyal tüm boyutları etkiliyor. Risk yönetimi bakış açısıyla, bu dönüşüm ve çoklu krizler çağında, iş dünyası ve insan yaşamının gereksinimleri ile doğal kaynakların sürdürülebilirliği arasında denge kurmaya odaklanmalıyız. Başta hayatımızın her alanına hızlıca nüfuz eden dijitalleşme ve sosyal dönüşüm olmak üzere, iş modellerini, değişimlere daha dayanıklı, daha çevik ve daha yalın hale getirmek gerektiğine inanıyorum.”
Geleceğin Küresel Riskleri
KRYD’nin Türkiye’yi temsilen üyesi olduğu Avrupa Risk Yöneticileri Federasyonu (FERMA) Başkanı Charlotte Hedemark Hancke, FERMA küresel risk yöneticisi anketi raporu 2024 ve FERMA 2025 yol haritasını paylaştı. Hancke, “Rapora göre, önümüzdeki bir yılda ön plana çıkan riskler siber saldırılar, jeopolitik belirsizlikler, belirsiz ekonomik büyüme, yetenek yönetimi ve veri ihlali olarak sıralanırken, üç yıl için düzenlemeler, jeopolitik belirsizlikler ve teknolojik değişimin hızı; 10 yıl için ise iklim değişikliğine adaptasyon, karbon nötr dönüşüm ve doğal afetler ön plana çıktı” dedi.
Belirsizlik çağında sigortacılığın rolünün yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, “Sigortacılık, yalnızca bir ürün ya da hizmet sunmaktan ibaret değil; daha iyi bir gelecek için iş birliği yapmaya odaklanmış bir ekosistemdir. Biz sigortacılar olarak işletmelere sürdürülebilirlik kazandıran, onlar için işbirlikçi çözümler üreten bir iş kolu olarak hareket ediyoruz” dedi.
“Daha İyi ve Daha Yeşil Bir Şekilde Yeniden İnşa Et”
Hedefler İçin İş Dünyası (B4G) Platformu Yönetim Kurulu Başkanı Onur Ünlü, “Doğa olaylarını afete dönüştüren, bizim ne yapıp yapmadığımız. İstanbul’un deprem riski ve ekonomimiz üzerinde etkisi büyürken önlem almamız şart. Birleşmiş Milletler’in “Daha İyi ve Daha Yeşil Bir Şekilde Yeniden İnşa Et!’ mottosuyla, afetler henüz yıkıma sebep olmadan yeniden inşa süreçlerini, bu anlayış ile şekillendirmeliyiz” diye konuştu.
“Dönüşüme Öncülük Etmenin Vakti Geldi”
UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cemal Dördüncü, “2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmak, sadece etik bir tercih ya da geçici bir trend değil. Bu, tüm paydaşların ortak sorumluluğunu gerektiren, risk yönetimi ve uzun vadeli değer yaratmanın temeli olan bir zorunluluktur. Geçmişte Kopenhag Zirvesi ve finansal krizle yaşadığımız duraklamalar, uyum sağlama ve strateji değişikliğinin önemini bize gösterdi. Bugün, ekonomik ve güvenlik kaygıları, fosil yakıtlara bağımlılık, belirsizliklerin yarattığı baskılar arasında, ‘neden’ değil, ‘nasıl’ sorusuna odaklanarak sürdürülebilir iş modelleri geliştirmenin ve dönüşüme öncülük etmenin vakti geldi” dedi.