Bilim insanlarının yeni bir çalışmasına göre, Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmak amacıyla emisyon kesintilerini artırmak, dünya ölçeğinde birçok toplum için ısınma konusunda hayati bir fark yaratabilir. Rapor; seragazı emisyonlarını azaltma konusundaki mevcut taahhütlerin yerine getirilmesinin, Paris Anlaşması’nın olmadığı bir dünyayla karşılaştırıldığında, yılda fazladan 57 ölümcül sıcak günü önleyebileceğini gösteriyor.
Sıcaklık, aşırı hava olaylarının en ölümcül türü olmasına karşın çoğu zaman sel ve fırtına gibi daha dramatik tehditlerin gölgesi altında kalıyor. Öte yandan küçük sıcaklık artışları dahi bitkilere, hayvanlara ve insanlara büyük zararlar verebiliyor.
Sıcak Hava Dalgaları Kritik Ekosistemleri Yok Edebilir
İklim değişikliği sıcak hava dalgalarının daha güçlü ve sık yaşanmasına neden olurken artan sıcaklıklar, her yıl yaklaşık yarım milyon can alıyor ve mercan resifleri de dahil olmak üzere kritik ekosistemleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor.
Bilim insanlarının oluşturdukları World Weather Attribution (WWA) ve iklim araştırma kuruluşu Climate Central’ın yeni çalışmasına göre, Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmak amacıyla emisyon kesintilerini artırmak, dünya ölçeğinde birçok toplum için ısınma konusunda hayati bir fark yaratabilir.
“Hâlâ Mümkün Olan En Güçlü Emisyon Azaltım Hedeflerine Sahip Değiliz”
İklim değişikliği ile aşırı hava olayları arasındaki bağlantıları incelemek üzere WWA ile çalışan bilim insanı Friederike Otto, “Hâlâ mümkün olan en güçlü emisyon azaltım hedeflerine sahip değiliz ve bu büyük bir sorun. Dünyanın her ülkesindeki en yoksul insanların yaşamları ve geçim kaynakları ciddi tehdit altında” dedi.
İklim değişikliğiyle mücadele amacıyla 2015’te kabul edilen ve 2016’da imzalanan Paris Anlaşması ile küresel sıcaklık artışının, sanayi öncesi döneme göre, bu yüzyıl sonuna kadar 2 derecenin altında tutulması ve mümkünse 1,5 dereceyle sınırlandırılması hedefleniyor.
Küresel sıcaklık artışı sanayi öncesi dönem ortalamasına göre halihazırda 1,3 dereceye çıktı. Ülkelerin emisyonları azaltma konusundaki mevcut taahhütleri ise dünyayı yüzyılın sonuna 2,6 derecelik bir ısınmaya doğru götürüyor. Bu, bugünkü iklime kıyasla 57 sıcak gün daha anlamına geliyor.
“Tehlikeli Derecede Sıcak Bir Geleceğe Doğru Gidiyoruz”
Climate Central’ın bilim başkan yardımcısı Kristina Dahl, “Hâlâ tehlikeli derecede sıcak bir geleceğe doğru gidiyoruz” dedi ve birçok ülkenin bugünkü ısınma seviyesine bile hazırlıksız olduğunu ekledi.
Yine de çığır açan Paris Anlaşması olmasaydı, 2100 yılına gelindiğinde bugünle karşılaştırıldığında 4 derecelik bir ısınma ve yılda 114 ekstra sıcak günle gelecek çok daha karanlık olacaktı. Sıcak hava dalgalarının küresel ısınmanın 4 dereceye ulaşması halinde 3-6 derece daha sıcak geçme ve bugüne göre 5 ila 75 kat daha olası hale gelme riski bulunuyor.
Sıcaklık artışının 2,6 derecede tutulması halinde ise sıcak hava dalgaları 1,5-3 derece daha sıcak yaşanabilir ve 3 ila 35 kat daha olası hale gelebilir.
Küçük Artışın Bile Büyük Etkileri Oldu
Sıcak günler, sıcaklıkların belirli bir yer için normalin çok üzerinde olduğu günler olarak tanımlanıyor. Raporda, Paris Anlaşması’nın kabul edilmesinden bu yana dünyanın 0,3 derece ısındığı ve yılda 11 sıcak gün daha yaşandığı belirtildi. Bu görece “küçük” artışın bile büyük etkileri oldu.
Örneğin 2022’de Hindistan ve Pakistan’da orman yangınlarına, buğday veriminin düşmesine ve elektrik kesintilerine yol açacak sıcak hava dalgalarının görülme olasılığı iki katına çıktı. Mali ve Burkina Faso’da 2024 yılında 45 dereceye ulaşan aşırı sıcaklıkların yaşanma olasılığı dokuz kat daha fazlaydı ve bu da ölümlere yol açtı.
Araştırmacılar 2,6 derecelik bir ısınmanın bile gelecek nesilleri tehlikeli sıcaklara maruz bırakacağı ve ciddi sağlık etkilerine yol açacağı uyarısında bulunurken mümkün olan her türlü sıcaklık artışından kaçınmanın önemini vurguluyor. Bu kapsamda bilim insanları, fosil yakıtlardan uzaklaşma sürecini hızlandıracak daha güçlü taahhütler ve politikalar benimsenmesi ve sıcaklık artışının 2 derecenin oldukça altında tutulması için hızla harekete geçilmesi çağrısında bulunuyor.








