İklim zirvesi COP30, Brezilya’nın Belém kentinde devam ederken ev sahibi ülke, gıda güvencesi ve üretken ekosistemlerin korunmasına yönelik artan küresel talebe yanıt vermeyi hedefleyen ve uluslararası bir girişim olan RAIZ’ı tanıtacak. Zirve dolayısıyla Belém’de bulunan Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, Trump’a rağmen eyaletin iklim politikası ve yeşil teknoloji konusunda “güvenilir bir ortak” olmaya devam edeceği mesajını paylaştı. Küçük ada devletleri ise küresel ısınma için 1,5 derecelik sınırı “can simidi” olarak nitelendirerek dünyanın bu hedefe uymasını talep etti.
Brezilya, Belém’de devam eden iklim zirvesi COP30’da dünyanın farklı bölgelerinde bozulmuş tarım arazilerinin onarılması için kaynakların seferber edilmesini ve teknolojilerin paylaşılmasını amaçlayan uluslararası bir girişim olan RAIZ’ı (Resilient Agriculture Investment for Net Zero Land Degradation-Net Sıfır Toprak Bozulması için Dayanıklı Tarım Yatırımı) tanıtacak.
Gıda Güvencesi ve Üretken Ekosistemlerin Korunması Amaçlı Ortaklık
Ülkenin Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı (MAPA) öncülüğünde yürütülen girişim, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile ortaklık halinde hayata geçiyor. RAIZ, gıda güvencesi ve üretken ekosistemlerin korunmasına yönelik artan küresel ihtiyaca yanıt vermeyi hedefliyor.
Birleşmiş Milletler (BM) tahminlerine göre, dünya ölçeğinde 2 milyar hektar arazi insan faaliyetleri nedeniyle bozuldu ve bu durum 3,2 milyar insanı doğrudan etkiliyor. FAO’nun raporuna göre her yıl yaklaşık 10 milyon hektar ormanlık alan ormansızlaşma nedeniyle kaybediliyor. Küresel Orman İzleme Örgütü’nün 2024 verileri ise geçen yıl birincil tropikal ormanların kaybının yaklaşık 6,7 milyon hektara ulaştığını gösteriyor.
RAIZ, MAPA liderliğindeki Caminho Verde programı gibi yerelde başarıya ulaşmış programlara ait deneyimlerin erişimini genişletmeyi; bozulmuş toprakları onarmak, emisyonları azaltmak ve kırsal topluluklar için gelir yaratmak amacıyla uluslararası işbirliğini güçlendirmeyi amaçlıyor.
Kaliforniya Valisi’nden “Güvenilir Bir Ortak” Mesajı
İklim zirvesi devam ederken Belém’e gelen Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, Trump’a rağmen eyaletin iklim politikası ve yeşil teknoloji konusunda “güvenilir bir ortak” olmaya devam edeceği mesajını verdi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın siyasi rakibi olan Newsom, aylardır 2028’de Beyaz Saray’a aday olma ihtimalini ima ediyor. BM iklim müzakerelerine katılan ve 195 hükümetin yetkilileriyle bir araya gelmesi beklenen Newsom, Brezilya’nın Para eyaletinin valisi de dahil olmak üzere bir dizi yerel liderle görüşme planladı.
Kaliforniya Dünyanın Dördüncü Büyük Ekonomisi
Kaliforniya, ABD’nin 50 eyaletinden biri ancak ekonomisi dünyanın dördüncü büyük ekonomisi konumunda. Bu da eyaleti piyasaları ve enerji politikalarını etkilemede kilit bir oyuncu haline getiriyor.
Newsom, pazartesi günü Brezilya’nın finans merkezi Sao Paulo’da düzenlenen yatırımcı zirvesinde, “Buraya gelmemin sebebi, Amerika Birleşik Devletleri’nden gelecek bir liderliğin olmaması. Bu boşluk, gerçekten şaşırtıcı” dedi.
Kaliforniya’nın yeşil teknolojiyi benimsemesini öven Newsom, eyalette fosil yakıtlara kıyasla yenilenebilir enerji sektörünün yedi kat daha fazla iş yarattığını vurguladı ve elektrikli otomobil devi Tesla’nın Kaliforniya’da kurulduğunu hatırlattı. Kaliforniya valisinin pozisyonu, Washington’un iklim değişikliğini inkar etmesi ve küresel çapta kirletici fosil yakıt kullanımını artırma kararlılığıyla keskin bir tezat oluşturuyor.
Newsom’dan Çin Uyarısı
Newsom ayrıca ABD’nin temiz enerji politikasında geri adım atması nedeniyle hızla büyüyen yeşil teknoloji pazarını Çin’e kaptırdığını söyledi. Newsom yatırımcılara, “Çin bunun farkında. Eğer bu alandaki tedarik zincirlerinde, üretimde nasıl hakimiyet kurduklarını, Avrupa Birliği (AB) ve Afrika gibi piyasaları nasıl ele geçirdiklerini fark etmezsek, ABD’nin rekabet gücü biter” diye konuştu.
Newsom, Çin’in sadece elektrikli otomobil, yenilenebilir enerji bileşenleri ve batarya pazarlarına hakim olmadığını aynı zamanda yazılımda da lider olduğunu, General Motors (GM) gibi ABD’li otomobil üreticilerinin ise “19. yüzyılı yeniden yaratmaya çalıştığını” söyledi.
Trump, iklim değişikliğini tarihin en büyük “dolandırıcılığı” olarak nitelerken, ülkesi bu yılki COP30 zirvesini açıkça görmezden geldi. Bazı diplomatlar, Trump’ın Cumhuriyetçi yönetiminin zirveyi uzaktan engellemeye çalışabileceğinden endişe ediyor.
Demokrat Partili Newsom, geçen ay 2028’de başkanlık yarışına girmeyi düşündüğünü söylemişti. Newsom, Sao Paulo’daki yatırımcılara, Trump’ın ABD’yi bir “petrol devleti”ne dönüştürme ve serbest piyasa yerine Çin tarzı “devlet kapitalizmini” benimseme konusunda Rusya ve Suudi Arabistan’ı taklit ettiğini söyledi. Trump’ın agresif gümrük vergisi politikalarını “yatırım perspektifinden çılgınlık” olarak eleştirdi.
Çin’in Karbondioksit Emisyonları Son 18 Ay Boyunca Artmadı
Bu arada dünyanın en büyük kirleticisi Çin’de karbondioksit emisyonları son 18 aydır artış göstermedi. Helsinki merkezli Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi’nden Lauri Myllyvirta’nın Carbon Brief için hazırladığı analize göre, Mart 2024’te başlayan trend, yıl sonunda herhangi bir artış olmaması durumunda karbon emisyonlarının bu yıl düşebileceği anlamına geliyor.
Çin hükümeti, eylül ayında karbon emisyonlarını 2030 yılına kadar sınırlandırma ve 2035 yılına kadar henüz duyurulmayan zirveden %7 ila %10 oranında azaltma taahhüdü vermişti.
“Küçük Ada Devletleri 1,5 Derece Hedefine Uyulmasını Talep Etmek için Buradalar”
Küçük ada devletleri, Brezilya’da devam eden COP30’da, küresel ısınma için 1,5 derecelik sınırı “can simidi” olarak nitelendirerek, dünyanın bu hedefe uymasını talep etti.
BM’nin COP30’tan önce yayımladığı rapor, dünyanın 2,5 derecelik bir sıcaklık artışına doğru ilerlediğini ortaya koyuyor. Zirveye katılan Küçük Ada Devletleri İttifakı (Aosis) azaltım koordinatörü Toiata Apelu-Uili, “Küçük ada devletleri 1,5 derece hedefine uyulmasını talep etmek için buradalar” dedi.
Samoa’dan Belém’e gitmek için iki günlük yolculuk yapan Apelu-Uili, COP30’da düzenlenen yan etkinlikte konuştu. Hedefin, siyasi bir slogan olmadığını söyleyen Apelu-Uili, “Bu, küçük adalarımız için bir can simidi. Buradayız çünkü insanlarımız, hayatlarımız pazarlık konusu değil” dedi.
“Artık Her Jamaikalı Felaket Kelimesini Biliyor”
Jamaika hükümetinin iklim değişikliği eski direktörü ve iklim eylemlerini koordine eden Karayip Toplum İklim Değişikliği Merkezi’nin danışmanı UnaMay Gordon, “Kasırga Melissa bir buçuk hafta önce Jamaika’ya çarptı ve artık her Jamaikalı felaket kelimesini biliyor” dedi.
Jamaika’yı vuran şimdiye kadarki en güçlü fırtına onlarca kişinin ölümüne ve milyarlarca dolarlık hasara yol açtı. Adanın başbakanına göre bu hasar, geçen yılki gayri safi yurtiçi hasılanın yaklaşık %28 ila %32’sine denk geliyor.
Gordon gazetecilere, “Kültürel mirasımızı kaybettik, 300 yıllık kiliselerimiz yok oldu. Kimliğimizin bir parçası fırtınayla birlikte kayboldu. İnsanlar acı çekiyor” diye konuştu.
Bilim insanları, 1,5 derecenin aşılmasının, eriyen buzullara, deniz seviyelerinin yükselmesine ve Melissa Kasırgası gibi fırtınaların sıklığının ve şiddetinin artmasına yol açacağını söylüyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, geçen hafta bahsi geçen eşiğin aşılmasını “ahlaki bir başarısızlık ve ölümcül bir ihmal” olarak nitelendirmişti.








