1 Mart Sıfır Ayrımcılık Günü’nün 2026 teması, HIV ile yaşayan ve HIV riski altındaki kişilerin karşı karşıya kaldıkları ayrımcılığa dikkat çekiyor. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın “Kimseyi arkada bırakmamak” söylemi altında da mücadele edilen bu türden bir ayrımcılık, sağlık hizmetlerine erişimi zayıflatıyor, hak ihlallerine yol açıyor ve 2030 yılına kadar AIDS’i sona erdirme yönündeki ilerlemeyi engelliyor.
Küresel düzeyde HIV ve AIDS ile mücadeleyi koordine eden bir Birleşmiş Milletler (BM) projesi olan Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS), 2014 yılında 1 Mart tarihini “Sıfır Ayrımcılık Günü” olarak kabul etti. UNAIDS’in hedefi ise çok net; 2030 yılına kadar AIDS’i bir halk sağlığı tehdidi olmaktan çıkarmak.
“Sıfır Ayrımcılık Günü” de bu hedefe giden yolda önemli bir görev görüyor. Bu özel günle, dünya genelinde, gelir, cinsiyet, yaş, sağlık durumu, meslek, engellilik, cinsel yönelim, madde kullanımı, toplumsal cinsiyet kimliği, ırk, sınıf, etnik köken ve din temelinde yaygın olan eşitsizlikleri sona erdirmek için acil eylem gerekliliğine dikkat çekilmeye çalışılıyor.
Sıfır Ayrımcılık Günü’nün 2026 teması, HIV ile yaşayan ve HIV riski altındaki kişilerin karşı karşıya kaldıkları süregiden ayrımcılığa vurgu yapıyor. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın (SKA’lar) “Kimseyi arkada bırakmamak” söylemi altında da mücadele edilen bu türden bir ayrımcılık, sağlık hizmetlerine erişimi zayıflatıyor, hak ihlallerine yol açıyor ve 2030 yılına kadar AIDS’i sona erdirme yönündeki ilerlemeyi engelliyor.
Kanıtlar açık: HIV ile bağlantılı ayrımcılık hayatları riske atıyor. 25 ülkede HIV ile yaşayan 30.000’den fazla kişiden elde edilen verilere göre ayrımcılık; sağlık hizmetlerine erişim, insan onuru ve insan hakları açısından yaygın ve ciddi engeller oluşturmaya devam ediyor.
HIV ile Yaşayanların Damgalanma Endeksi 2.0 Küresel Raporu’na göre, HIV ile yaşayan her dört kişiden yaklaşık biri başkaları tarafından ayrımcılığa uğradığını bildiriyor. Bu durum, sağlık kuruluşlarında da görülüyor; ayrımcılık, güveni zedeliyor ve hayat kurtarıcı hizmetlere erişimi engelliyor. Ayrıca HIV ile yaşayanların %85’i içselleştirilmiş ayrımcılık yaşadığını ifade ediyor. Birçok kişi reddedilme ve yargılanma korkusuyla HIV durumunu gizliyor ya da tedavisini yarıda kesiyor.
Politikalar ve Yasalar Gözden Geçirilmeli
Bu yüzden “Sıfır Ayrımcılık Günü” kapsamında bu yıl ülkelerin, HIV ile yaşayan ve HIV riski altındaki kişileri ayrımcılığa uğratan, kriminalize eden ve zarar veren politikalarını ve yasalarını gözden geçirip kaldırması çağrısı yapılıyor. Buna seks işçiliğini, madde kullanımını, eşcinsel ilişkileri ve HIV durumunun açıklanmamasını suç sayan yasalar da dahil ediliyor. Yanı sıra sağlık hizmetlerine erişim hakkının korunması ve gizliliğin güvence altına alınmasının da altı çiziliyor. Sağlık çalışanlarına eğitim verilmesi ve ayrımcılığa karşı sıfır tolerans politikaları uygulanması gerekliliğinin yanı sıra, zorunlu HIV testine son verilmesi, topluluklar içindeki HIV’e ilişkin mitlerin ve yanlış bilgilerin sorgulanması, toplum temelinde eğitim ve farkındalık çalışmalarının desteklenmesi de öneriler arasında yer alıyor.







