Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP) ve Küresel İklim ve Sağlık İttifakı’nın ortaklaşa düzenledikleri uluslararası webinarda, “hava kirliliği ve iklim krizinin ayrı değil, tek bir halk sağlığı krizi ve aynı zamanda insan hakları ihlali olduğu” ortak mesajı paylaşıldı. Ayrıca hava kirliliğini önlemeye yönelik politikaların sorunun ana kaynağı olan fosil yakıtlara bağımlı bir ekonomi ve sürdürülemez üretim faaliyetlerini hedef alması gerektiğinin de altı çizildi.
Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP) ve Küresel İklim ve Sağlık İttifakı’nın 7 Nisan Dünya Sağlık Günü kapsamında ortaklaşa düzenledikleri uluslararası webinar; temiz hava, iklim değişikliği ve halk sağlığı arasındaki yaşamsal bağlantıları gündeme taşıdı. Webinarda öne çıkan ortak mesaj “Hava kirliliği ve iklim krizi ayrı değil, tek bir halk sağlığı krizidir ve insan hakları ihlalidir” oldu.
“Hava Kirliliği İnsan Hakları Krizi Boyutuna Ulaştı”
Temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevre ve insan hakkına ilişkin Birleşmiş Milletler (BM) Özel Raportörü Astrid Puentes-Riaño seminerde ilk konuşmayı yaptı. Puentes-Riaño, hava kirliliğinin artık bir insan hakları krizi boyutuna ulaştığını, ancak bilimi ve sağlığı merkeze alan güçlü politikaların bu krizi çözebileceğini belirtti.
Puentes-Riaño, hava kirliliğini önlemeye yönelik politikaların sorunun ana kaynağı olan fosil yakıtlara bağımlı bir ekonomi ve sürdürülemez üretim faaliyetlerini hedef alması gerektiğinin altını çizdi. BM Çevre Özel Raportörü’nün verdiği bilgiye göre, 2018 ila 2024 yılları arasında, dünya genelinde devletler her yıl ortalama 600 milyar dolar fosil yakıtlara sübvansiyon sağladı; dış hava kirliliğinin kontrolü için ise sadece 160 milyar dolar harcandı.
Hava kirliliğinin önlenmesini devletlerin uluslararası ve insan hakları ödevi olarak tanımlayan Puentes-Riaño, Mart 2026’da Temiz Hava Solumak, Halk Sağlığını Korumak ve Sağlıklı Bir Çevre Sağlamak İçin Öncelikli Eylemler başlıklı bir rapor yayımlamış, THHP raporu Türkçeye çevirmişti.
“Birbiriyle Bağlantılı Tek Bir Sağlık Acil Durumu Söz Konusu”
Malezya’da bulunan Sunway Gezegen Sağlığı Merkezi’nden Prof. Dr. Jemilah Mahmood ise hava kirliliğinin küresel ölçekte milyonlarca insanın hayatını etkilediğini vurguladı: “Hava kirliliği, karşı karşıya olduğumuz en acil ve önlenebilir halk sağlığı krizlerinden biridir. Karşı karşıya olduğumuz iki ayrı sorun değil, ortak bir nedeni olan ve birbiriyle bağlantılı tek bir sağlık acil durumu söz konusudur.”
Mahmood’a göre, hava kirliliği söz konusu olduğunda, temel sorunun devam etmesine izin verirken sadece belirtileri tedavi etmeye devam ediyoruz: “Fosil yakıtları sağlığa zararlı ürünler olarak tanımlamak ve hava kirliliğinin temel nedeni olarak kabul etmek, sağlık, çevre, finans ve yönetişim alanlarında daha güçlü ve tutarlı politika önlemlerinin alınmasına yardımcı olabilir.”
“COP31’de Alınacak Kararlar Gelecekteki Çabaların Şekillenmesinde Önemli Bir Rol Oynayacak”
Halk sağlığı, temiz hava ve iklim politikalarını bütüncül bir çerçevede ele almanın önemini dile getiren Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap da Türkiye’nin COP31 Başkanlığının bu sorunlarla baş edebilmek için önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti.
Azap sözlerine şöyle devam etti: “COP31’de alınacak kararlar, özellikle fosil yakıtlardan uzaklaşma konusunda uluslararası iklim politikasının yönünü doğrudan etkileyecek ve adil ve sürdürülebilir sağlık sonuçları sağlamak için gelecekteki çabaların şekillenmesinde önemli bir rol oynayacaktır. Bu süreçte sağlık, sadece görünür bir konu olmakla kalmamalı, karar alma sürecinin merkezine yerleştirilmelidir.”
“Hava Kirliliği Türkiye’de Yılda 60 binin Üzerinde Ölüme Yol Açıyor”
Temiz Hava Hakkı Platformu adına konuşan Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan hava kirliliğinin Türkiye’de yılda 60 binin üzerinde ölüme yol açtığını, ancak sağlık yükünün toplum içinde eşit dağıtılmadığının altını çizdi.
Çağlayan, bilimsel çalışmalara göre en çok etkilenenlerin yoksullar ve çocuklar olduğunu, kirlilik seviyelerinin yüksek olduğu sanayi bölgelerinin yakınında yaşayanların daha olumsuz etkilendiklerini, kömür yakıtlı elektrik santrallarının bulunduğu illerde en çok sağlık sorununa yol açan PM2,5 kirletici seviyelerinin ve buna bağlı ölüm sayılarının daha yüksek gerçekleştiğini aktardı.
COP31 Başkanlığına Talep Mektubu
TTB’nin Temiz Hava Hakkı Platformu Temsilcisi Prof. Gamze Varol, sağlığın ve hava kalitesinin iklim krizi ile mücadelenin merkezinde yer alması gerektiğini vurguladı. COP31 kapsamında Eylem Gündemi’nde ve resmi müzakerelerde bu politika alanlarının merkezileşmesine yönelik Türkiye’nin COP31 Başkanlığına iletilmek üzere bir çağrı mektubu hazırladıklarını belirten Varol, mektupta yer alacak talepleri şöyle özetledi:
- Sağlık, COP31 Eylem Gündemi’nin merkezine yerleştirilmeli,
- Fosil yakıtların sağlık üzerindeki olumsuz etkileri açıkça tanınmalı,
- Hava kalitesi, iklim politikalarının ölçülebilir bir çıktısı haline getirilmeli,
- En kırılgan grupların korunması önceliklendirilmelidir.
THHP tarafından hazırlığı sürdürülen mektup, Türkiye’de ve uluslararası düzeyde sağlık ve iklim örgütlerinin imzasına açılacak.








