#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
adana kapak 1

Portakal Çiçeği Kokularıyla Sürdürülebilirliğin İzinde…

Türkiye’de tamamen halkın sahiplendiği ilk sivil karnaval iddiasına sahip olan Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı bu yıl 1-5 Nisan tarihlerinde Adana’da 14. kez düzenlendi. Yüz binlerce yurttaşın büyük bir coşkuyla katıldığı Portakal Çiçeği Karnavalı’nın bir başka özelliği de bu ölçekte bir topluluk hareketinin ilk kez “Sürdürülebilirlik Eylem Planı” oluşturması ve bu alandaki ilk sürdürülebilirlik raporunu yayımlaması. Bu yıl yerinde izlediğimiz tüm bu çabaların ardındaki İlhami Günsel, Prof. Dr. Canan Madran, Elif Özkul Gökmen, Özlem Tohumcu, Gözde Akçiçek ile Jankat Günsel’den oluşan Karnaval Sürdürülebilirlik Ekibi sorularımızı yanıtladı.

Dr. Barış DOĞRU

2026 Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı tamamlandı. Biz de yerinde izledik; büyük bir katılım ve coşku vardı. Peki, sürdürülebilirlik açısından değerlendirdiğinizde şu an neredesiniz? Neleri başardık, neleri başaramadık diyorsunuz?

Bu yıl çalışmalarımızı yerinde izlemek üzere davetimizi kabul ettiğiniz ve çalışmalarımıza destek verdiğiniz için öncelikle teşekkür ederiz.

Karnaval bu yıl 14 yaşında.  Sürdürülebilirlik planlamasına ise dört yıl önce, yani etkinliğin 10. yaşında başladık ve kısa vadede odağımızı “ekolojik sürdürülebilirlik” ve buna yönelik “toplumsal farkındalık” olarak belirledik. Bunun temel sebebi iklim eyleminin aciliyeti ve tabii ki buna paralel olarak doğal kaynakların korunması ve kirliliğin azaltılmasıydı.

adana kapak diger

Karnaval; biri 50 dönümlük, diğeri ise 300 dönümlük iki parkta kurulan stant alanlarını; buralarda gerçekleşen konser, etkinlik, söyleşi, eğlence ve yeme-içme gibi birçok aktiviteyi merkezine alan ve tabii ki şehrin tümünü içine alan bir alanda gerçekleşiyor. Bu ölçekte bir yeşil planlama yapmak başlangıçta mümkün değildi; biz de Atatürk Parkı’nda (50 dönümde) bir pilot proje başlattık. Dört yıldır bu alandaki yeşil çabalarımızı iyileştirmeye devam ediyoruz. Şehrin diğer alanlarındaki sürdürülebilirlik çalışmaları için tüm şehir paydaşlarının ortak yönetişimi gerekiyor ancak burada tüm paydaşların aynı oranda sorumluluk aldığını ve ortak bir çabanın şekillendiğini söylemek zor.

Parkta “plastiksiz” bir alan yaratmak için üç yıldır plastik şişe su satılmasının ve tek kullanımlık plastik tabak ve çatal kullanılmasının önüne geçiyoruz. Atıkları ayrıştırmaya çalışıyor; matara kullanımını ve çeşme suyunu özendiriyoruz -ki Adana’da çeşmelerden Çatalan suyu akıyor. Park içi malzeme lojistiğini elektrikli araçlarla sağlıyoruz.

Özellikle atık konusunda henüz tam bir başarı sağlayamadık; zira her gün 50 binden fazla kişinin ziyaret ettiği ve kontrolün tamamen bizde olmadığı bir alandan bahsediyoruz. Atığımızın büyük bir kısmı hâlâ çöp alanına karışık olarak gidiyor. Gıda artığı bulaşmış atıkların ayrıştırılması ve geri dönüştürülmesi çok zorlayıcı bir iş. Yine de farklı renkli renklerdeki ve ayrıştırma etiketli çöp kutularını kullanıyoruz ki bilinç artsın.

adana iceride 1

Parktaki bu pilot çalışmada bile çok sayıda paydaşla eşgüdüm gerekiyor ki işin en meşakkatli kısmı da bu kurumların (belediyeler, valilik, iş dünyası, üniversiteler, STK’lar ve gönüllüler) ortak bir temada birleşmesini sağlamak. Bununla birlikte, her sene çalışmalarımıza yeni bir halka eklemeye gayret ediyoruz. Bu sene Adana Büyükşehir Belediyesi ve Seyhan Belediyesi’nin desteği, Adana Rotary Kulüpleri’nin de katılımı ile festival atıkları değerlendirildi. Organik atıkların kompost yöntemiyle dönüştürülmesi için girişimde bulunduk.

Geçtiğimiz yıl karnaval alanında yaptığımız sağlık ve güvenlik etüdüne yönelik uygulamaların hepsini değilse de bazılarını hayata geçirebildik. Bu konularla ilgili planlamaları ve kontrolleri daha erken yapmamız gerektiğini gördük. Diğer taraftan küçük bir gönüllü ekiple %100 uygulama yapmak mümkün olmadı. Ayrıca bu yıl ilk kez etkilerimiz sadece uygulamalarla sınırlı kalmadı; karnavalın ekonomik, toplumsal ve çevresel boyutları uzman ekipler tarafından kapsamlı bir etki analiziyle incelendi. Bu analiz tamamlandığında, gelecekte daha ölçülebilir ve geliştirilebilir bir sürdürülebilirlik modeli oluşturmak adına bizim için çok önemli bir adım olacak.

Büyük bir yorgunluk olduğunu tahmin edebiliyorum ama eminim “tatlı bir yorgunluk”tur. Önümüzdeki yıl “şunları mutlaka yapalım” veya “şunları bir daha yapmayalım” dedikleriniz nelerdir?

Evet, bir yorgunluk oldu mutlaka ama bir o kadar da keyifli geçti. Günde 50 bin kişinin geçtiği bir parkta atık ayrıştırma çok güç ve sistematik bir altyapı gerektiriyor. Seneye bunu %100 başarabilmeyi çok isteriz. Diğer büyük park alanında da bu çevreci uygulamaları başlatmak niyetindeyiz ancak o noktada ölçek altı kat artıyor ve daha fazla yetkin sürdürülebilirlik ekibine ihtiyaç doğuyor. Bu nedenle, sürdürülebilirlik konusunda eğitimli, geniş bir “kent sürdürülebilirlik takımı” kurmayı ve bu ekiple çalışmayı hedefliyoruz. Öncelikle Adanalılar olmak üzere gençleri ve öğrencileri bu ekipte yer almaya davet ediyoruz.

adana iceride 2

Karnaval süresince ‘Sürdürülebilirlik Merkezi’nde gerçekleştirdiğimiz eğitim ve söyleşi programları, sürdürülebilirlik bilincinin yaygınlaştırılmasına katkı sağladı. Çukurova Üniversitesi akademisyenleri ile eko-feminizm, su kaynakları ve sucul ekosistemlerin önemi üzerine sunum ve sohbetler gerçekleştirdik. Her yaştan ziyaretçi dinleyici olarak katıldı. Sigaranı Evde Bırak farkındalık etkinliği düzenledik. Atık kumaş ve malzemelerden oyuncak yapımı atölyesi ile de çocuklarımız hem eğlendiler hem de yeni oyuncaklarını ileri dönüşüm yaklaşımıyla hazırladılar. Bu tür buluşma ve etkinlikleri çoğaltmak istiyoruz önümüzdeki yıl.

Karnaval sırasında oldukça geniş kapsamlı bir katılımcı anketi yaptığınızdan bahsetmiştiniz. Henüz tam bir değerlendirme yapmamış olsanız da o çalışmadan bazı ipuçları verebilir misiniz?

Her yıl Atatürk Parkı’ndaki katılımcılara, alandaki çevreci uygulamaları fark edip etmediklerini bir anketle soruyoruz. Üç yıldır aldığımız sonuçlar oldukça tutarlı: İyi bir uygulama yaptığımızda, katılımcıların yaklaşık %75’i bunu fark ediyor. Örneğin “plastik şişe yok”, “su matarası var” veya “sürdürülebilirlik çalışması var” diyebiliyorlar. Öte yandan, bu yıl yenilenebilir enerji uygulamamız olmadığı için katılımcılar “yenilenebilir enerji görmedim” şeklinde net geri bildirimler de verdiler. Yani karnaval katılımcıları, samimi bir şekilde bir yeşil uygulama yapar ve bunu doğru anlatırsanız, o çalışmayı görüyor ve sahipleniyor. Bu durum, gerçekten etkileyici ve memnuniyet verici.

Son olarak; Türkiye’de halkın sahiplendiği, tamamen sivil bir organizasyon olan Adana Portakal Çiçeği Karnavalı, toplamda Türkiye’ye ne söylüyor?

Karnavalımız, dev ölçeğiyle öncelikle bir “ulusal marka” olduğunu kanıtlıyor. Dünyadaki tüm olumsuz gündemlere rağmen inanış, dil, ırk, cinsiyet fark etmeksizin ve her yaştan insanımızla kapsayıcı bir dostluk ve misafirperverlik ortamında, hep birlikte eğlenebildiğimiz ve öğrenebildiğimiz toplumsal mutluluk alanı yaratıyor.

Ayrıca bu ölçekte bir topluluk hareketinde “Sürdürülebilirlik Eylem Planı” oluşturduğu ve bu alandaki ilk sürdürülebilirlik raporunu yayımladığı için, vizyoner ve öncü bir model olduğunu söyleyebiliriz. Tüm anket analizleri tamamlandığında ‘Sürdürülebilirlik İlerleme Raporumuzu’ tüm paydaşlarımızla paylaşacağız. Lütfen Nisan’da Adana’da Vakfı üzerinden bizi takip ediniz.

Dr. Barış Doğru

#ekoIQ ve iklimhaber.org Yayın Yönetmeni, Sürdürülebilirlik Uzmanı