#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
iyibakagustos kapak

Enerjiye Yukarıdan Bakın: Teknoloji Yoluyla İklim Kriziyle Mücadele

Ormanlarımızı yok eden, su kaynaklarımızı tüketen iklim kriziyle mücadele etmenin bir yolu yok mu? Elbette var! İklim krizine karşı en güçlü aracımız: Yenilenebilir enerji sistemleri. Fosil yakıtların aksine yenilenebilir enerji, doğanın kaynaklarını tüketmiyor ve seragazı emisyonu oluşturmuyor. Üstelik daha maliyet etkin, çünkü enerji üretmek için bir kaynak tüketmeye ihtiyaç duyulmuyor.

Orkun AŞA, Hummingdrone Havacılık-Kurucu, YZ-Robotik Mühendisi, [email protected]

İklim krizi artık uzak bir gelecek değil, günlük hayatımızda kendini hissettiren bir gerçek. Ben de bu krizin etkilerini kendi hayatımda görüyorum. Yazın bunaltıcı sıcaklarda, beklenmedik ani yağışlarda, çok sevdiğim bir gölün günden güne kurumasında ve sıklaşan yangınlarda… Hatta işim gereği yaptığım drone uçuşlarında bile, aniden sertleşen hava koşullarında iklim krizinin izlerini görüyorum. Tüm bu deneyimler, krizin yaşamımızın tam ortasında duran bir gerçeklik olduğunu bana yeniden hatırlatıyor.

OrkunAsa portre k
Orkun Aşa

İklim krizinin temel nedeni, atmosfere saldığımız seragazları. Enerji sektörü, emisyonların %75’inden sorumlu. Her fosil yakıt tükettiğimizde krizi biraz daha derinleştiriyoruz. Bu derinleşmenin en ağır sonuçlarından biri ise hepimizin yakından hissettiği su krizi.

İklim krizi, küresel ısınmayı tetikleyerek su döngüsünü temelden değiştiriyor: Bazı bölgelerde aşırı yağışlar ve seller yaşanırken bazı bölgeler uzun süreli kuraklıklara teslim oluyor. Kar ve buzulların erimesi, göl ve yer altı sularının beslenmesini azaltıyor. Rüzgarların daha sert ve değişken esmesi, orman yangınlarının kontrolünü zorlaştırıyor. Ormansızlaşma ise bu döngüyü daha da kırılgan hale getirerek hem selleri artırıyor hem de su krizini derinleştiriyor.

Bugün de dünyanın her yerinde su krizinin izlerini görüyoruz. Aral ya da Tuz Gölü gibi göller hızla küçülüyor; Colorado ya da Fırat gibi büyük nehirler ise iklim krizi ve aşırı kullanım yüzünden kurumaya yüz tutmuş durumda. Yanlış su yönetimi, kontrolsüz şehirleşme ve nüfus artışı elbette tabloyu ağırlaştırıyor. Ama asıl mesele, iklim krizinin bu kuraklıkların en güçlü tetikleyicisi ve hızlandırıcısı haline gelmesi.

Çözüm Ellerimizin Arasında

Ormanlarımızı yok eden, su kaynaklarımızı tüketen iklim kriziyle mücadele etmenin bir yolu yok mu? Elbette var! İklim krizine karşı en güçlü aracımız: Yenilenebilir enerji sistemleri.

Fosil yakıtların aksine yenilenebilir enerji, doğanın kaynaklarını tüketmiyor ve seragazı emisyonu oluşturmuyor. Üstelik daha maliyet etkin, çünkü enerji üretmek için bir kaynak tüketmeye ihtiyaç duyulmuyor. Bu da hem üretim hem de dağıtım maliyetlerini düşürüyor.

ges k

Yenilenebilir enerji teknolojileri içinde ise güneş enerjisi sistemleri (GES) öne çıkıyor. Kolay kurulumu, her coğrafyada kullanılabilmesi ve maliyet avantajıyla bu dönüşümün parlayan yıldızı.

Türkiye’de ve dünyada enerji dönüşümü hızla ilerliyor. 2035 karbonsuzlaşma ve 2050 net sıfır hedefleri doğrultusunda yenilenebilir enerjiye geçiş her geçen gün ivme kazanıyor. Türkiye’de geçtiğimiz yıl umut verici bir gelişme yaşandı: 2024’te güneş enerjisi kapasitemiz rekor bir artışla 19,6 GW’a ulaştı. Bu, dünya ortalamasının çok üzerinde, yaklaşık %74’lük bir büyüme anlamına geliyor. Böylece Türkiye, ticari pazarda Almanya’dan sonra Avrupa’nın en büyük ikinci güneş kapasitesine sahip ülke konumuna yükseldi.

Daha Dirençli Bir Gelecek için

Elbette güneş enerjisi santralları da sorunsuz değil. Panel kalitesi, kötü işçilik, yanlış tasarım ya da bakımsızlık yüzünden GES’ler ortalama %8-10 arasında enerji kaybı yaşıyor. Bu ise aslında hepimiz için kayıp demek: Çünkü o enerji fosil yakıtlardan karşılandığında daha fazla seragazı salımı ve daha derin bir kuraklıkla yüzleşiyoruz.

Biz Hummingdrone’da, iklim kriziyle mücadelede en önemli aracımız olan güneş enerjisi santrallarını daha dirençli hale getirmek için çalışıyoruz. Geliştirdiğimiz otonom drone teknolojileri ve özgün yapay zeka sistemleri sayesinde GES’lerin dijital ikizini çıkarıyoruz. INSPECT analiz platformumuz, santrallardaki arıza, hasar ve yangın risklerini otomatik olarak tespit edip raporluyor.

Bu sayede üretim kayıplarını %1’in altına indiriyor, yatırımın geri dönüşünü hızlandırıyoruz. Geliştirdiğimiz karar destek sistemiyle bakım ve onarım planları daha sağlıklı yapılabiliyor, teknik personelin sahada geçirdiği “tehlikeli zaman” da ciddi ölçüde azalıyor.

Sadece geçtiğimiz yıl 600’den fazla yangın noktasını tespit edip raporladık. Bu sayede hem yatırımların yok olmasının hem de yangınların yol açabileceği can ve mal kayıplarının önüne geçilmesine katkı sağladık.

Bizim için mesele sadece teknoloji geliştirmek değil; temiz enerji dönüşümünün hızlanması için sorumluluk almak. Bu sorumluluğu, canla başla yerine getirmeye devam ediyoruz.

Şayet sizin de tanıdığınız güneş enerjisi santralı sahipleri varsa onlarla bizi bir araya getirerek bu dönüşüme katkı sağlayabilirsiniz. Daha dirençli santrallar kurmak, yatırımların değerini korumak ve hep birlikte iklim krizine karşı daha güçlü mücadele etmek için işbirliğine açığız.

IBSG k

Birlikte Mümkün

Yolumuzun Kale Seramik Vakfı ile kesişmesi bizim için önemli bir dönüm noktası oldu. 2025 yılında İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Ödülleri’nde İleri Aşama Kazananı seçilmek hem ekibimiz hem de benim için büyük bir gurur kaynağı. Bu ödül bize doğru yolda olduğumuzu hatırlattı ve çabamızın kendi sınırlarımızın ötesinde de değer gördüğünü hissettirdi.

İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik topluluğunun bir parçası olmak ise bizim için ayrı bir anlam taşıyor. Çünkü bu topluluk, girişimlerin daha dirençli hale gelmesi için destek, paylaşım ve karşılıklı öğrenme imkanı sunuyor. Birbirimizden beslenerek daha güçlü adımlar atabiliyoruz.

Geleceğe dair inancımızı pekiştiren bu yolculukta bizlere eşlik eden herkese teşekkür ederiz. Çünkü biliyoruz ki iklim kriziyle mücadele ancak birlikte mümkün.

İyi Bak Dünyana