TBMM Genel Kurulu’nda, İklim Kanunu Teklifi’nin 11 maddeden oluşan birinci bölümü kabul edildi. Teklif, iklim değişikliği ile mücadelede esas olan seragazı emisyonlarının azaltılması ve iklim değişikliğine uyum faaliyetlerini, planlama ve uygulama araçlarını, gelirleri, izin ve denetim ile bunlara ilişkin yasal ve kurumsal çerçevenin usul ve esaslarını kapsıyor. Greenpeace Türkiye, kanun teklifinin doğayı ve toplumu koruyacak güçlü bir çerçeve sunmadığı eleştirisinde bulunurken Deva Partili Evrim Rızvanoğlu ise İklim Kanunu’nun aynı dönemde gündeme getirilen Maden Kanunu ile açık bir çelişki oluşturduğuna dikkat çekti.
TBMM Genel Kurulu’nda, İklim Kanunu Teklifi’nin 11 maddeden oluşan birinci bölümü kabul edildi. İklim Kanunu Teklifi’nin birinci bölümün kabul edilmesinin ardından Meclis Başkanvekili Pervin Buldan, birleşimi 1 Temmuz Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere kapattı.
Teklif, iklim değişikliği ile mücadelede esas olan seragazı emisyonlarının azaltılması ve iklim değişikliğine uyum faaliyetlerini, planlama ve uygulama araçlarını, gelirleri, izin ve denetim ile bunlara ilişkin yasal ve kurumsal çerçevenin usul ve esaslarını kapsıyor.
Teklifte, iklim hukukuyla ilgili iklim adaleti, iklim finansmanı, net sıfır emisyon, adil geçiş, birincil piyasa, karbon kredisi, denkleştirme, Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), gömülü seragazı emisyonları, gönüllü karbon piyasaları gibi 39 terim tanımlanıyor.
Yetkili İklim Değişikliği Başkanlığı
Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler, kamu yararı gözetilerek alınacak tedbirlere ve düzenlemelere süresinde uymakla ve bunları uygulamakla yükümlü olacak. Seragazı emisyonlarının azaltımı ve iklim değişikliğine uyum faaliyetlerine ilişkin ilerlemeler yıllık bazda İklim Değişikliği Başkanlığınca izlenecek. Gerekli görülen tedbirlerin alınması amacıyla görev alanı dahilinde, kurumlar arası koordinasyonu sağlamak, faaliyetleri ve standartları belirlemek, gelişmeleri izlemek, karbon fiyatlandırmasına ilişkin piyasaya dayalı mekanizmaları düzenlemekle İklim Değişikliği Başkanlığı yetkili olacak.
Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler, kendi yetki ve sorumlulukları çerçevesinde plan ve projeler yapacak, yaptıracak, uygulayacak, destekleyecek ve işbirliği yapacak. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla, İklim Değişikliği Başkanlığı, düzenlemenin uygulanmasına yönelik gerekli gördüğü bilgi, belge ve veriyi, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerden doğrudan istemeye yetkili olacak. Kendilerinden bilgi ve belge talebinde bulunulanlar, bunları istenilen sürede bedelsiz olarak Başkanlıkla paylaşacak.
Başkanlık, kendi iş ve işlemleri için ihtiyaç duyduğu verileri de öncelikli olarak Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu’ndan temin edecek. Temin ettiği veriler ile kendi ürettiği verileri de kamu kurum ve kuruluşları ile paylaşılmak üzere Ulusal Coğrafi Bilgi Platformuna aktaracak. İklim Değişikliği Başkanlığı, Ulusal Coğrafi Bilgi Platformunda bulunmayan verileri ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile protokol yaparak temin edebilecek.
Milli savunma ve milli güvenliğe ilişkin bilgi ve belgelerin paylaşılmasına dair usul ve esaslar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve ilgili bakanlık tarafından müşterek belirlenecek.
Seragazı Emisyonları
Teklifle, iklim değişikliğiyle mücadele faaliyetleri belirleniyor. Buna göre, seragazı emisyonları, Ulusal Katkı Beyanı, net sıfır emisyon hedefi ve İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından yayımlanan veya güncellenen strateji ve eylem planları doğrultusunda azaltılacak.
Ulusal Katkı Beyanı, net sıfır emisyon hedefi ve İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından yayımlanan veya güncellenen strateji ve eylem planları doğrultusunda, ilgili kurum ve kuruluşlarca iklim değişikliği ile ilişkili mevcut veya olası kayıp ve zararları önlemeye, riskleri en aza indirmeye veya fırsatlardan yararlanmaya yönelik uyum faaliyetleri gerçekleştirilecek.
Net Sıfır Emisyon Hedefi
İklim değişikliğinin etkilerine karşı su kaynaklarının etkin yönetimini sağlamak üzere planlama araçları, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca hazırlanacak ve çölleşme ve erozyonla mücadele ile ağaçlandırma ve toprak muhafaza kapsamında orman dışı alanlarda oluşturulan yutak alanların net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda sürdürülebilir yönetimi sağlanacak.
Yerel iklim değişikliği eylem planları, seragazı emisyonlarının azaltımı ve iklim değişikliğine uyum amacıyla adil geçiş gereklilikleri gözetilerek her ilin bütüncül bir planı olacak şekilde vali koordinasyonunda, büyükşehirlerde büyükşehir belediyesi, diğer illerde il belediyesi ve il özel idaresi tarafından birlikte, ilgili kurum ve kuruluşların katılımıyla hazırlanacak veya hazırlatılacak ve karara bağlanmak üzere İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kuruluna sunulacak. Yerel iklim değişikliği eylem planlarının hazırlanması veya izlenmesi süreçlerinde, ilgili kurum ve kuruluşlar kendilerinden talep edilen belge, bilgi ve veriyi ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde paylaşacak.
SKDM Kurulabilecek
Türkiye Gümrük Bölgesinde ithal edilen malların gömülü seragazı emisyonlarını ele almak için Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) kurulabilecek. SKDM’ye ilişkin raporlama, kapsam, içerik, usul ve esaslar ilgili bakanlıklarla koordineli olarak Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenecek.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı başkanlığında, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığını, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığını, Hazine ve Maliye Bakanlığını, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığını, Ticaret Bakanlığını, Tarım ve Orman Bakanlığını, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığını temsilen birer bakan yardımcısı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkan Yardımcısı, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı ve İklim Değişikliği Başkanından Karbon Piyasası Kurulu oluşturulacak.
Teklifte, düzenleme kapsamında elde edilecek özel gelirlerin ve bu gelirlerin bütçeleştirilmesine ilişkin hükümler de düzenleniyor.
İdari Yaptırımlar
Kanun teklifinde, düzenlemede yer alan yükümlülüklere ilişkin idari yaptırımlar da belirlendi. Buna göre, seragazı emisyonlarının takibine ilişkin yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak, doğrulanmış seragazı emisyonu raporunu süresi içerisinde sunmayanlara, 500 bin liradan 5 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.
Ozon tabakasını incelten maddelere ilişkin mevzuatla belirlenen usul ve esaslara, yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak, ozon tabakasını incelten maddeleri kullanan, ithal eden, ticaretini yapan ve piyasaya arz edenlere 2,5 milyon, ozon tabakasını incelten maddeleri içeren ürünlere veya ekipmana bakım, onarım ve servis amaçlı hizmet veren gerçek ve tüzel kişilere 250 bin, ozon tabakasını incelten maddeleri içeren ürünlerin veya ekipmanın etiketlenmesi hükümlerine uymayanlara 120 bin lira idari para cezası verilecek.
Greenpeace Türkiye: “İklim Kanunu Teklifi Ciddi Eksiklikler ve Boşluklarla Dolu”
İklim Kanunu’nun TBMM’de yeniden görüşülmeye başlanması üzerine Greenpeace Türkiye, sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Meclis’te görüşülen İklim Kanunu Teklifi, doğayı ve toplumu koruyacak güçlü bir çerçeve sunmak yerine ciddi eksiklikler ve boşluklarla dolu. İklim krizine karşı etkili mücadele için gereken temel unsurlar bu yasada yok” denildi.
“Bağımsız bir Bilimsel Danışma Kurulu yok. Net seragazı azaltım hedefleri belirlenmemiş. Kömür ve fosil yakıtlardan çıkış planı sunulmuyor. Emisyon Ticaret Sistemi, esas amacına yani emisyon azaltımına hizmet etmiyor” eleştirilerinin paylaşıldığı açıklamada, “Geçimini fosil yakıtlardan sağlayan işçilere yönelik bir adil geçiş planı yok. Kırılgan toplulukları koruyacak özel hükümler yer almıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin devletlere çizdiği iklim çerçevesi dikkate alınmamış” ifadelerine yer verildi.
Rızvanoğlu: “Hem Kirleten hem Düzenleyen Aynı Yapının İçinde”
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu ise TBMM’de, teklifin iletişimden yoksun, yönetişimden kopuk bir anlayışla şekillendiğini ifade etti. İklim Kanunu’nun, aynı dönemde gündeme getirilen Maden Kanunu ile açık bir çelişki oluşturduğunu belirten Rızvanoğlu, halkın bilgi eksikliği nedeniyle dezenformasyona maruz kaldığını ve bu haliyle teklifin ne güven verdiğini ne de etkili bir iklim mücadelesi sunabildiğini dile getirdi.
Rızvanoğlu teklife dair yapısal eleştirilerde de bulunarak “Emisyon Ticaret Sistemi’nin işletmesini EPİAŞ’a veriyorsunuz. Ama Türkiye’deki emisyonların neredeyse %74’ü enerji sektöründen geliyor. Yani hem kirleten hem düzenleyen aynı yapının içinde” dedi.
Geçtiğimiz hafta Meclis’e sunulan Maden Kanunu Teklifi ile ormanların, meraların ve korunan alanların madenciliğe açılmasına imkan tanındığını hatırlatan Rızvanoğlu şunları söyledi: “Eğer bugün bu gündem olmasaydı, geçen hafta sunduğunuz Maden Kanunu’nu görüşüyor olacaktık. Yani bir yanda karbon yutaklarımız olan ormanları, meraları, korunan alanları madenciliğe açan bir düzenleme öbür yanda iklimle mücadele iddiası taşıyan bir kanun teklifi. Nasıl bir şeydir bu?”
İklim krizinin çok boyutlu bir mesele olduğunu belirten Rızvanoğlu, “İklim yönetişimi dediğimiz şey, ‘Bu konudaki krizle ilgili kararları kim alıyor, nasıl alıyor ve kimin denetiminde alıyor?’ sorusunun cevabıdır. İklim krizi artık sadece doğayı değil, hepimizin hayatını etkiliyor. Aşırı sıcaklar, seller, kuraklık, artan gıda fiyatları. Çiftçi ne zaman ekim yapacağını kestiremiyor. Yani bu artık bir çevre meselesi değil; bu geçim derdi, sağlık sorunu, yaşam kalitesi meselesi. Ve bu kadar büyük bir krizi sadece teknik kadrolarla değil, toplumla birlikte, bilimsel zeminde, şeffaf ve demokratik bir yönetişimle yönetmek zorundasınız” dedi.
Rızvanoğlu teklifin gözden geçirilmesi gerektiğinin altını çizerek “Gerçekten etkili bir iklim mücadelesi istiyorsak, bu sistemi gözden geçirmemiz ve ciddi biçimde revize etmemiz gerekiyor. Toplumu dışlayan, bilimi yok sayan, kapalı kapılar ardında yürüyen bir süreçle ne güven kurabiliriz ne ilerleyebiliriz. Bu haliyle ne iklimi koruyabiliriz ne de toplumu ikna edebiliriz. Konu bir yasa değil; yaklaşım meselesidir” şeklinde konuştu.








