8 Mart Dünya Kadınlar Günü, bu yıl “Tüm Kadınlar ve Kız Çocukları için Haklar, Adalet ve Eylem” çağrısında bulunuyor. 2026 temasıyla halihazırda kadınların, dünya genelinde erkeklerin sahip oldukları yasal hakların yalnızca %64’üne sahip oldukları vurgulanıyor.
Dünya Kadınlar Günü, bu yıl ayrımcı yasalar, zayıf hukuki korumalar ile kadınların ve kız çocuklarının haklarını aşındıran zararlı uygulamalar ve toplumsal normlar dahil olmak üzere eşit adaletin önündeki tüm engellerin ortadan kaldırılması için harekete geçme çağrısında bulunuyor.
20. yüzyılın ilk yıllarında daha iyi çalışma koşulları, kısa çalışma saatleri ve oy hakkı talebiyle kutlanan “Dünya Kadınlar Günü”, 1975 yılında Birleşmiş Milletler (BM) tarafından da 8 Mart tarihiyle uluslararası bir gün olarak ilan edildi. Bu özel gün esasen kadın hakları alanında kaydedilen ilerlemeleri değerlendirmeyi, değişim çağrısında bulunmayı amaçlıyor. 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren çok önemli ilerlemeler kaydedilmiş olsa da günümüzde hiçbir ülke henüz toplumsal cinsiyet eşitliğini tam olarak sağlayabilmiş değil. Halihazırda kadınlar, dünya genelinde erkeklerin sahip oldukları yasal hakların yalnızca %64’üne sahipler. Çalışma hayatı, para ve ekonomik kaynaklar, güvenlik, aile, mülkiyet, hareket özgürlüğü, iş kurma ve emeklilik gibi yaşamın temel alanlarında yasalar sistematik olarak kadınları dezavantajlı konuma düşürmeye devam ediyor.
Mevcut ilerleme hızının devam etmesi durumunda, yasal koruma açıklarının kapatılmasının 286 yıl süreceği tahmin ediliyor. Bir yandan da birçok ülke hâlâ erken ve çocuk yaşta evliliğe izin verirken, bu durum her yıl yaklaşık 12 milyon kız çocuğunun potansiyelini tam olarak gerçekleştirmesini engelliyor.
Eşit Adaletin Önündeki Yapısal Engeller Kalkmalı
Dünya Kadınlar Günü’nün 2026 teması ise “Tüm Kadınlar ve Kız Çocukları için Haklar, Adalet ve Eylem” olarak belirlendi. Toplumsal cinsiyet eşitliğine dair mevcut ilerlemenin yavaşlığına vurgu yapan tema, yaşananı bir tür teslimiyet olarak tanımlıyor. Kadınlar için işleyen adalet sistemleri olmadan, hakların asla gerçekleşmeyen bir vaat olarak kalacağına özellikle dikkat çeken tema, kadınların kolektif kararlılıklarını yükseltmelerini teşvik etmeyi amaçlıyor.
2026 teması, ayrımcı yasaların, zayıf hukuki korumaların ve kadınlarla kız çocuklarının haklarını aşındıran zararlı uygulamalar ile toplumsal normların, yani eşit adaletin önündeki yapısal engellerin ortadan kaldırılması adına eylem çağrısında bulunuyor.
Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet Hız Kesmiyor!
Toplum cinsiyet eşitliğine dair durum Türkiye’de de ne yazık ki hiç iç açıcı değil. BM Kadın Birimi ve TÜİK’in ortaklaşa hazırladıkları son kapsamlı rapor olan Türkiye’de İstatistiklerle Kadın 2024 adlı rapor da bunu gözler önüne seriyor. Örneğin 25 yaş ve üstü nüfusta ortalama eğitim süresine baktığımızda bu erkekler için 10,1 yıl; kadınlarda ise 8,6 yıl olarak görülüyor.
Toplam iş gücüne katılım kadınlarda yalnızca %35,8 seviyesinde kalırken, kadınlar Türkiye’de eğitim seviyesine göre erkeklerden ortalama %16,7 ila %17,4 arasında daha düşük ücret alıyorlar.
Rapora göre üst ve orta düzey yöneticiler arasında kadınların oranı %20,6 gibi bir hayli düşük seviyedeyken, kadın milletvekili oranı da örneğin %19,9 gibi bir orana sahip. Yanı sıra kadınların %35,9’u gece yalnız yürürken, %8,4’ü evde yalnız kalırken kendini güvende hissetmiyor.
Bu rapor dışında TÜİK’in 2024 Kadına Yönelik Şiddet adlı raporunda da her 100 kadından 12,8’i yaşamı boyunca fiziksel şiddete maruz kaldığını bildirmiş durumda. Yine kadınların %28,2’si psikolojik şiddet gördüğünü belirtirken, fiziksel şiddete en fazla 35 ile 44 yaş grubu kadınların maruz kaldığı görüldü.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun 2025’in ilk altı aylık verilerine baktığımızda ise durumun vahameti gözler önüne seriliyor. Türkiye’de 2025’in ilk altı ayında erkekler tarafından 136 kadın öldürüldü ve 145 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. Üstelik ilk altı ayda öldürülen kadınlardan en az dokuzunun o sırada koruma kararı olmasına rağmen bu kararın uygulanmadığı da kaydedildi.








