Küresel toz emisyonlarının %25’i insan kaynaklı faaliyetlerden kaynaklanıyor. Bugün, yılda yaklaşık 2000 milyon tondan fazla kum ve toz salımı 307 Giza Piramidi ağırlığına eşdeğer. 12 Temmuz tarihi olarak kabul edilen “Kum ve Toz Fırtınaları ile Mücadele Günü”nde ise başta insan kaynaklı kum ve toz fırtınalarına yine insan eliyle ne gibi önlemler ve çözümler geliştirileceği ele alıyor.
İklim değişikliği ve kötü arazi yönetimi birleşerek yarı kurak bölgeleri bitki örtüsünden mahrum bıraktıkça çölleşme artıyor ve giderek daha şiddetli kum ve toz fırtınaları yaşanıyor. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu bu büyüyen soruna dikkat çekmek ve çözüm üretmeyi teşvik amacıyla 2023 yılında 12 Temmuz tarihini “Kum ve Toz Fırtınaları ile Mücadele Günü” olarak ilan etti.
Küresel toz emisyonlarının %25’i insan kaynaklı faaliyetlerden kaynaklanırken, bu toz miktarının %80’inden fazlası, Kuzey Afrika ve Orta Doğu çölleri tarafından üretiliyor ve yılda yaklaşık 2000 milyon tondan fazla kum ve toz salımı 307 Giza Piramidi ağırlığına eşdeğer.
Dünyanın herhangi bir bölgesindeki insan faaliyetleri bir başka bölgede kum ve toz fırtınalarına yol açabildiği için bu olgunun etkilerini kontrol etmek oldukça zor. Bu nedenle Kum ve Toz Fırtınaları ile Mücadele Günü’nde, fırtınaların etkilerinin önlenmesi, yönetilmesi ve hafifletilmesi amacıyla erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesinin önemine vurgu yapılıyor. Bununla birlikte iklim ile hava durumu bilgilerini paylaşarak kum ve toz fırtınalarının tahmin edilmesini sağlayacak küresel ve bölgesel düzeyde işbirliklerinin gerekliliğine dikkat çekiliyor.
Bulaşıcı Hastalık da Taşıyor
Bu fırtınalar, Sahraaltı Afrika’dan Kuzey Çin’e ve Avustralya’ya kadar dünya genelinde yaklaşık 330 milyon insanı etkilerken, bu sayı artmaya devam ediyor. Ağaçların kesilmesi, aşırı otlatma ve suyun aşırı kullanımı gibi insan faaliyetleri çölleşmeye yol açmakta, kum ve toz fırtınalarının oluşma olasılığını artırıyor. Yanı sıra kuraklık ve aşırı sıcaklıklar gibi iklim değişikliği etkileri bu durumları daha da kötüleştiriyor.
Bu fırtınalar bir yandan tarım ve sanayi için yıkıcı sonuçlar doğurabiliyor. Örneğin, yalnızca Kuzey Çin’de bu fırtınalar üç yıl içinde yaklaşık 1 milyar dolarlık ekonomik kayba neden oldu.
Kum ve toz fırtınalarının insan sağlığı üzerinde de ciddi etkileri oluyor. Yeryüzü atmosferinin alt seviyelerinde bulunan aerosol parçacıklarının yaklaşık %40’ı rüzgarla taşınan toz parçacıkları. Bu parçacıklar burun, ağız ve üst solunum yollarına hapsolduğunda astım veya zatürre gibi hastalıklara yol açabiliyor. Daha ince parçacıklar ise daha da derine inerek kan dolaşımına ulaşabiliyor ve tüm organları etkileyebiliyor.
Toz parçacıkları ayrıca bulaşıcı hastalıkların taşıyıcısı da olabiliyor. Özellikle Sahraaltı Afrika’nın “menenjit kuşağı” olarak bilinen bölgesinde yaygın olan menenjit hastalığıyla tozlu hava koşulları bilim insanları tarafından ilişkilendirilmiş durumda.
Toprağın Su Tutmasını Sağlamak Önemli
Kum ve toz fırtınalarını durdurmak için belli başlı önemler almak mümkün. Fırtınaların başladığı bölgelerde, devletler sınırlı su kaynaklarını daha verimli kullanmak, hassas üst toprağı korumak, doğal çalı ve ağaç dikerek bitki örtüsünü artırmak gibi önemleri almaz zorundalar. Tüm bu önlemler toprağın su tutmasını sağlayarak daha az toz ve kum oluşmasına neden oluyor. Ayrıca bunların yanı sıra yine bu ülkelerde hükümetler bu fırtınaların sebepleriyle mücadele ederken, aynı zamanda erken uyarı sistemlerine yatırım yapmaya devam etmeleri de gerekiyor.








